
Mehmet Ali Yılmaz Göreve Hazır !
Tarih 2005/10/26 20:10:00 | Konu: Spor Haberleri
| İster Futbol Federasyonu, ister Trabzonspor başkanlığı !.. Açık açık söyledi, "Göreve hazırım" dedi..
Spor Bakanlığı yapan, TFF'yi özerkleştiren, Havuz sistemini kuran, Tahkim Kurulu'nu düzenleyen M. Ali Yılmaz, çarpıcı açıklamalar yaptı.. UD : Türkiye Futbol Federasyonu'nu, Levent Bıçakcı'yı, yönetimini ve onlara bağlı olan kurumların çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? MAY : Şimdiki federasyonun seçimleri sırasında bir önceki federasyona atılan, yakıştırılan bir takım şaibeli olaylar vardı. Yapılan açıklamalarla ortalık karmakarışık oldu. O dönemde yazılı basın ve televizyonlar çok büyük saldırı halindeydi. Ben de bu yaşananlar sırasında kendime pay çıkararak, "Ben de varım. Gelin hep beraber bu konuları araştıralım. Türk futbolunun zirveye çıkması için ben çaba harcadım. Bakan iken yetkilerimi Genel Kurul'a devrettim. Bir yasayı hayata geçirdim. Havuz sistemini, bugünkü oynanan şekli ortaya koydum. Bu bağnazlıktan kurtulmuş, ufku açık, vizyonu geniş görüşü ortaya koydum. Gelin şimdi bunu tekrar daraltıp, eski haline dönüştürmeyelim. Şekil olarak belki öyle görünebilir, ama işlev olarak o halde kalmasın" dedim. Ama söylediklerim pek ilgi görmedi. Gerçi Genel Kurul'da 7-8 oy fark ile bir günlük adaylığı kaybettik. Çünkü 'karşımızda hükümet olduğu halde' diyelim, çünkü öyle yayınlandı, çeşitli valileri, emniyet müdürlerini, belediye başkanlarını arayarak oylar istendi. Federasyonun içinde bunu belli eden isimler var zaten. Şu anda Futbol Federasyonu'nda, Türk futbolunun daha önceden tanımadığı, bu seçim ile bu kongre ile tanıdığı isimler var.
"LEVENT BIÇAKCI'NIN FEDERASYON BAŞKANLIĞINA SEÇİLMESİNDE BENİM DE PAYIM VARDIR" UD : Futbol Federasyonu Başkanı Sayın Levent Bıçakcı'yı nasıl değerlendiriyorsunuz? MAY : "Levent Bıçakçı'nın Federasyon'a alınmasında benim de payım vardır. Federasyon ile ilk çalışmaya başladığında Bıçakçı'nın görevi hukuki danışmanlıktı. Onun da buraya getirilmesi, Başbakan'a yakın adamlar tarafından sağlandı. Hükümet'e bu işlerin demokratik ortamda sürdürülebilmesi için, futbola ve spora karışmaması gerektiğini anlatmaya çalıştım. Gittim, aday oldum ve 'ben varım' dedim. Demokrasinin işlediğini göstermek için yapmış olduğum bir girişimdi. Nitekim bu hale dönüştü. Şimdiki Federasyon, oluşumundan itibaren biraz şüpheli bakılan bir federasyon olduğu için, oluşturdukları kurumların yaptıkları bakımından da Türk futbolunu güçlü, güvenilir bir şemsiye altına alamadıkları kesin. Alamadıkları için de farklı tutumlar takındılar. Örneğin en son bahis olayı ile ilgili olarak, 'İddaa' için Futbol Federasyonu kayıtlarında, yönetmeliklerinde, Disiplin Kurulu veya Tahkim Kurulu statülerinde nasıl ceza veriliyor. Hangi kriterler dikkate alınıyor? Ne yapılıyor da Gökdeniz, Ali Şen, Metin Aktaş gibi Trabzonsporlu futbolcular Kayserispor - Akçaabat Sebatspor maçı için iddaa oynamışlardır diye ceza alıyorlar? Bunun bir kriteri yok. İddaa oynamak yasak değil ki. Şike yapmak tamam yasak. Şikede taraf iki tanedir, bir tane değil. Bu olayda Federasyon, kamuoyunu özellikle spor camiasını ve medyayı rahatlatacak bir araştırma yapmamıştır. O yüzden herkes şikayetçidir. Adil davranılmadığı konusunda kuşkular ve şüpheler vardır. Ben de onlardan biriyim, ben de öyle düşünüyorum. Yani Federasyon elini masaya koyup, "Profesyonel futbolcular hiç iddaa oynayamazlar. Onların hürriyetleri kısıtlıdır. Kendi adına oynayamaz, ama annesinin adına oynar, arkadaşının adına oynar" demiyor ki. Böyle bir karar, bir statü, yönetmelik yok. İşte bu tür olaylardan dolayı kuşkular var.
"FEDERASYON, TAHKİM KURULU OLMASINA RAĞMEN KARARLARI ADALET DIŞI, KENDİ VERİYOR" UD : Tahkim Kurulu için genel kurula gidilmesi gündemde. Bunun için neler söyleyeceksiniz? MAY : Tahkim Kurulu'ndan üyeler istifa etmiştir. Adaletine güvendikleri hukuk adamlarının aldıkları kararlar, yönetimi zor durumda bırakıyor. Demek ki yönetim, kendi hukukunun istediği gibi çalışmasını istiyor. Federasyon, Tahkim Kurulu olmasına rağmen kararları adalet dışı, kendi veriyor. Tahkim Kurulu için genel kurulun pek bir anlamı olmaz. Ama bu bir şüphedir. Beraber yola çıktığımız arkadaşlar, bizim istediğimiz gibi karar vermedikleri için biz onları istifaya zorladık. Şimdi getirdiklerimiz, bizim istediğimiz gibi karar verecekler. Bir de muhalif bir Tahkim Kurulu listesi çıkabilir mi? Bu sistemde o da çok zor görünüyor. O zaman Federasyon atamayı yapmış olacak. Atadıkları kişiler şimdiden şaibeyi kabullenen kişiler olacağı için bu da olmaz.
"TAHKİM KURULU'NUN VERECEĞİ KARARLARIN BAŞTAN BİLİNMESİNE RAĞMEN, 'BUNLAR YANLIŞTIR' DEMEK DE DOĞRU DEĞİL." UD : Daha önce Sayın Haluk Ulusoy eleştiriliyordu. Tahkim Kurulu işlerine çok karışıyor ve istediği kararları aldırıyor şeklinde eleştiriler vardı. Bunu yapanlardan bazıları da Sayın Levent Bıçakcı'ydı. Şimdi ise Levent Bıçakcı bu duruma düştü. Bununla ilgili görüşlerinizi alabilir miyiz? MAY : Futbolda mahkemelere gidilip, çok acil verilmesi gereken kararlarda 3-5 sene beklenmesin diye, olayın güncelliği kaybolmasın diye 3882 sayılı yasayı ben koydum. "Futbolun kendi mahkemesi kendi içinde olsun, bir kurul olsun. Kurulda yetişmiş, seçkin adalet adamları olsun. Spor ile ilgili olsun ve olaylar oraya intikal ettiği zaman verdikleri karar kesin olsun" dedim. Bunu Federasyon teşkilatındaki herkes, kulüpler ve hakemler biliyor. Tahkim Kurulu'nun haklarında karar vereceğini herkes biliyor. Dolayısıyla bu kurulun vereceği kararların baştan bilinmesine rağmen, 'bunlar yanlıştır' demek de doğru değil.
"FEDERASYONDA İSTENDİĞİ TAKDİRDE KONGREYE GİDİLEBİLİNİR" UD : Peki Yeni Tahkim Kurulu için Genel Kurul toplanırsa, yeni başkan seçimi için TFF yönetimi içinde bir oylama sunulur mu? MAY : Genel Kurul toplandığında yeniden bir başkanlık seçimine gidilecekse, yeniden bütün organların seçimi de yapılabilir. Kanun değişti. Hakem komitesini biliyorsunuz, bizim liste kazanmıştı. Şimdi bir arkadaşımız başında. O da yine eski statüsüne kavuşturulabilir. Yeniden bir federasyon seçimi yapılabilir. Herkesin arzuladığı biçimde olabilir. Eğer yüzde 40'ı 'evet' derse başkan seçimi kanunun bir maddesi olur. Kongreye gidebilmek için başkalarının yapmak istediği bir şekil olur. Mevcut spordan sorumlu bakan arkadaşımızın isteği ile olabilir. Mevcut Federasyon yönetimi bu kongreye gidebilir zaten. Eğer onlar gitmez de, biz üyeler olarak, "Bunlardan memnun değiliz, artık kongreye gidin" dersek adem-i ittifak toplarız. O da ancak delegasyonun yüzde 40'ı ile sağlanır. Ama kendileri istiyorsa onun hesabı aranmaz.
"UYGUN GÖRÜLÜRSE, HER ZAMAN FEDERASYON BAŞKANLIĞI YAPABİLİRİM" UD : Yeniden başkanlık seçimine gidilirse, sizi başkan adayı görebilir miyiz? MAY : Türk futbolunun bu yeni enstrümanlarla çok daha otoriter,çok daha disiplinli, şemsiyesi açık, yapıcı, yeterli olması gerektiğini düşündüğüm için böyle bir mevkiiye aday olmuştum. Ben çünkü onu kuran adamım. Bakanlık yapmış adamım. Kulüp başkanlığı yaptım yıllarca. Daha düzgün gidebilmesinde faydam olur mu acaba, diye aday olmuştum. Ama yine uygun görülürse her zaman yaparız. Çünkü amacımız bu işin düzelmesini sağlamak. Hataları aza indirmek ve gelişmeye önümüzü açık tutmaktır.
"YÖNETİM KURULU, GELDİKLERİ GÜNDEN BERİ ARIZALI OLDUĞU İÇİN, ULUSOY VEBIÇAKCI DÖNEMİ ARASINDA KIYASLAMA YAPAMAYACAĞIM" UD : Haluk Ulusoy dönemi ile Bıçakçı dönemini kıyaslarsanız, hangisi daha başarılı hangisi daha doğru işler yaptı? MAY : Çok süre geçmedi birbiri arasında. Geldikleri günden beri arızalı olduğu için bu yönetim kurulu, şimdiden böyle bir kıyas yapmak yanlış olur. Haluk Ulusoy'un ilk yılları çok başarılı geçmiştir. Sonradan onun dönemi hakkında dedikodular çıktı, ama o dedikodular da netlik kazanmadı. Sadece dedikodu olarak kaldı. O yüzden onları kıyaslayamayız
"TAHKİM KURULU'NDA 3 YEDEK 3 ASIL ADAM VAR. DEMEK Kİ BURADA ETKİN OLANLARIN ADAMLARI VARDIR" UD : Tahkim Kurulu Çeşitli çevrelerden baskı alıyor mudur? MAY : Tahkim Kurulu eğer Federasyon teşkil edilirken, 'bana oy ver' diye, Fenerbahçe Kulübü'ne giderse veya Fenerbahçe Kulübü "Biz seni destekliyoruz, ama yönetime bunu, Tahkim Kurulu'na bunu, Ceza Kurulu'na bunu, Hakem Komitesi'ne bunu" diye bir şartlaşma yaptıysa zaten baştan sakattır. Tahkim Kurulu'nda 3 yedek 3 asıl adam var. Demek ki burada etkin olanların adamları vardır. Her kulübün adamı varsa, yanlıştır bu. O zaman federasyon onlarla uyum içinde çalışamaz. Çünkü o geldiği kulübün aleyhine karar verildikçe, olmayacaktır. Kulüp ile karşı karşıya kalacaktır. Kulüp ile karşı karşıya kalınca federasyon diyecek ki, "Bizim istediğimiz gibi olmuyor bu iş."
"TRABZONSPOR SIRADAN BİR TAKIM OLDU. BU BÖYLE DEVAM EDERSE, GÖNLÜMÜZ RAZI OLMAYACAK VE YENİDEN 'DUR' DİYECEĞİZ" UD - İsminiz Trabzonspor ile özdeşleşmiş durumda. Trabzonspor da tarihindeki en kötü dönemlerinden birini yaşıyor. Sizce yönetim istifa etmeli mi? MAY - Son 4 yıldır Trabzonspor'da çeşitli kaoslar var. Taraftar ürkek duruma düşürüldü. Daha önce büyük olan, tartışılan, ilk haber olan, her gazetenin sayfasında olan, bütün televizyonda görüşülen Trabzonspor son 4 yıldır korku ile izlenen, küme düşmesin diye üfleyerek tutulan, küçük bir büyük olarak kalmaya başladı. Şimdi zaten hiç yazılmıyor. Sıradan bir takım oldu. Böyle sürerse bu sıradanlığından kurtulması çok zor. O zaman yeniden gönlümüz razı olmayacak, dur diyeceğiz de. Ben o aşamaya gelindi saymıyorum daha. Bende insan olarak bazen alınıyorum, bazen seviniyorum, bazen üzülüyorum. Ama bunları tam olarak söyleme zamanı değil şimdi. Mevcut yönetimin mutlaka elinden geleni yaptığı kesin. Ama her nedense oluşan terslikleri çözemediği de kesin. Dolayısıyla şimdiki durumda, durumu netleştirmesi gerekende onlar. Dışarıdan birilerinin, "bu olmuyor, bunu şöyle yapmayın, şöyle yapın" demesi farklı bir sistem olur. Muhalefet olur, yapılanları beğenmeyenlerde olur normaldir. Büyük kulüp iseniz muhakkak konuşulur. Konuşulacak ki, tartışılan, konuşulan olsun. Ama şu aşamada görülen şu: Yönetimin acil olarak Trabzonspor'un büyüklüğüne zarar verici tutumlarını gözden geçirmeleri lazım. Özellikle Gökdeniz'in idda olayında ve diğer olaylarda kendini test etmesi lazım. Bu testten daha evvelki başkan Fenerbahçe ile olan bir münasebetten dolayı kulübün hak ve hukukunu koruyamıyorum gedekçesi ile ayrılmıştı. Şimdi aynı yol bunlar içinde açık olmuş olabilir. Ancak onlar kendileri karar verecekler. Ben onlara siz istifa edin, artık ayıp ediyorsunuz demem. Kendileri düzeltebilecek veya düzelmiyorsa kamuoyunun bu baskısına, bu strese dayanacaklarını iddia ediyorlarsa bir süre daha kalabilirler bence mahsuru olmaz. Ama sonra kendileri rahatsız olur ve tedavileri çok zor olur.
"BEN BAŞKAN OLSAYDIM, GÖKDENİZ OLAYI BAŞKA OLURDU. FEDERASYON CEZA VEREMEZDİ. ÇÜNKÜ BEN NEYE GÖRE CEZA VERDİĞİNİN HESABINI SORARIM" UD : Siz Trabzonspor Başkanı olsaydınız, Gökdeniz veya herhangi bir futbolcu böylesine bir olaya yeltenebilir miydi? MAY : Gökdeniz falan o çocuklar birşey yapmış değil. İdda oynamayın yasaktır diye hiçbir yerde bir tebligat yok. Ama ahlaki olarak kendi müsabakamda maçın sonucunu yazarsam, ucunda para varsa en azından kendisi oynamaz. Bu olabilir. Ama bunu yapmak kulübün sağladığı disiplin ile ilgilidir. Yani ben olsam disiplin mutlaka daha iyi olacaktır. Geçmişte de var. 20 sen başkanlık yaptık. Ne yaptığımız ortada. O arkadaşlar daha 2 sene olmadı. Ben başkan olsaydım, Gökdeniz olayı başka olurdu. Federasyon ceza veremezdi. Çünkü ben neye göre ceza verdiğinin hesabını sorarım. Sorardım. Gökdeniz olayında biraz uzakta kalındı. Gelişen bu olaylar bir yıl öncesinden geldiği için oradan buraya ne yapıldığına bakmak lazım. Başlangıcından bu yana yönetim bu işlerin üstüne gitmemiş. Ceza verildikten sonra da konuşmanın alemi yok zaten. Ceza verilmesi bir kara lekedir. Trabzonspor'a ve oyunculanıa verilmiş bir cezadır. Bu kuşku üzerimizden kolay kolay da kalkacak gibi görünmemektedir. Ağır birşeydir bu. Ben bundan çok üzüldüğüm için böyle konuşuyorum. Bu kuşku süratle kalkmalıdır. Türk futbolunun tepeden tırnağa hiç şike, şaibe. leke sürülmeden gelen tek kulübüyüz. Bunu ıspatlamış 6 defa şampiyon olmuş, 8 defa kupa almış kupaları en çok alan kulüplerden bir tanesiyiz biz. Kendi yetiştirdiğimiz ve edindiğimiz diğer oyuncularla hep zirvede kalmışız. Türkiye'nin geneline tavır koymuş, büyük olmuş, Avrupa'da namı şanı olan bir kulüp olmuşuz. Böyle birşey bizim için yakıştırılamaz, konuşulamaz buna müsade etmeyeceğiz.
"BEN DE İSTİYORUM Kİ, KULÜPLERİN VE FEDERASYONUN SEÇİMİNDE ÖYLE BİR ELEMİNASYON GETİRİLSİN Kİ, GERÇEKTEN BU İŞİ İYİ BİLEN İNSANLARIN ETAP ETAP SÜZÜLEREK TEPEYE ÇIKMASI SAĞLANSIN" UD : Futbol Federasyonu Asbaşkanı Sayın Hasan Doğan, Gökdeniz hakkında "Arnavut mafyasının elebaşılığını yapmıştır" dediğinde bile, Trabzonspor Kulübü sadece yazılı açıklama yapmıştır. Bununla ilgili birşey söyleyecek misiniz? MAY : Birşeyi herkes uzaktan izler ve 'bunu ben de yaparım' der. Ama onun nasıl yapıldığı konusunda yeterli bilgiye sahip olup olmadığı belli değildir. Ben de istiyorum ki, kulüplerin ve federasyonun seçiminde öyle bir eleminasyon getirilsin ki, gerçekten bu işi iyi bilen insanların etap etap süzülerek tepeye çıkması sağlansın. Yoksa ben de gelirim, direkt tepeden inme, olur olmaz. O zaman yeterince düşünebilmiş veya tedbir almış olmazsın. Nitekim bu olaylar böyle çıkar, her taraf arızalar içinde kalır.
"BEN OLSAM ŞENOL GÜNEŞ'İN GELMESİNİ İSTEMEZDİM. ÇÜNKÜ MEVCUT HOCA BAŞARILIYDI" UD : Trabzonspor'daki son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? MAY: Ben olsam Şenol Güneş'in gelmesini istemezdim. Çünkü mevcut hoca başarılıydı. Ziya hoca iyi idi. Şenol milli takımı çalıştırdıktan sonra, onun artık o alandaki süksesi, kariyeri yükselmiştir. Kendi beyanatlarında kulüp çalıştırmayacağını söylemiş. Trabzonspor'un ısrarla onun üzerine gidip, alıp, sonra 'sen yapamıyorsun' diye atmış olması onun onurunu kıran bir davranıştır. Bu doğru değil. Şenol da Trabznospor'un yetiştirdiği, Türk futbolunun yetiştirdiği iyi değerlerden biridir. Korunması gereken antik özelliği vardır.
"ŞENOL GÜNEŞ'E DÜNYA KUPASI'NDAN SONRA DIŞIRDAN VE İÇERDEN BİR TEKLİF GELMEMİŞ OLMASI İLGİNÇ BİR DURUM" UD : Peki Şenol Güneş'e, Dünya üçüncülüğünden sonra çok fazla bir teklifin gelmemesi üzücü değil mi? MAY : Şenol Güneş'e Dünya Kupası'ndan sonra dışırdan ve içerden bir teklif gelmemiş olması ilginç bir durum. Bizim milli konularda mutabakatımız pek yok. Bazı sırları ifşa etmiş gibi oluyoruz ve bunlar da izleyenlerce anlaşılıyor. Doğrudur deniliyor ve o zaman geldiğiniz başarı noktasını, sizin geldiğiniz nokta olarak görmüyor. Görmedikleri için de size herhangi bir teklifte bulunmuyorlar.
"TRABZONSPOR'DA DEĞER ARTIRILIŞI, BAŞTAN, PLANLI BİR ŞEKİLDE YAPILMALIYDI" UD : Trabzonspor'da transferlerde fiyat artırımına gidildi ve nedense bu yöntemden sonra başarısızlık geldi. Bunu yorumlayabilir misiniz? MAY : Ben yıllardır şöyle derim, Trabzonspor şampiyonluğa oynacaksa, şampiyonluğa oyanayan diğer rakiplerinin silahlarına sahip olması gerekir. Eğer sahip değilse savaşı kaybedecektir. Bunun bedelide yılda 25 milyon dolardır. Çünkü minimum 23 futbolcu bulundurmak zorundayız. Sakatlık, kaza, kırmızı kart durumunda onlardan biri oynayacağı, oynamayanlar da oynayanları oynattıracağı için, birbirine çok yakın olacakları için, iyi bir kadronun sahaya çıkmasını sağlayacağı için, birbirinden pek farklı oyuncular olmayacaktır ve dolayısıyla herbirinin ortalama diğer giderler de dahil kulübe maliyeti yılda 1 milyon Dolar'dır. Olan gelirlerimizin üstüne bu ilaveyi koymak zorundayız. Kulübün yüzde 25'ini bir kere satabiliriz. İki defa satamayız. Ziya Bey Tesisleri'ni maliyeye vermeyi de bir kere yapabiliriz. Dolayısıyla biz küçülelim politikasıyla seçilmiş ucuz oyunculardan kurulu bir takımın giderek performansının yükselmiş olması, değerini artırmış olması, oyuncularınızın fiyatını giderek iddianız arttıkça, pahalı oyuncular takıma katıldıkça, yükselmeye başlar. 100 bin dolar alan da, 2 milyon dolar alan bir takım da oynamaz. Oynarsa verimli olmaz. Yanlış bir geçiş sağlandı orada. Bu değer artırılışı baştan planlı bir şekilde yapılmalıydı. Bu bir projeksiyondur ve Trabzonspor bunu ilk defa yaşamıyor. Şampiyon olmuş, kupalar almış, Avrupa'da başarılı olmuş bir ekibi hangi başkanın zamanında olduğuna bakmak mümkün. Bunları hep yapmış okulüp, kayıtlarında, arşivinde var. Dünyanın ünlü isimleri gelmiş orada görev yapmış. Ünlü oyuncular oynamış. Şimdi Yattara 150 bin dolardan örneğin 1 milyon dolara çıkarsa bir sarhoşluk olmuş olabilir. Şok olmuş olabilir. Ona olan şok diğer arakadaşlara da ekti etmiş olabilir. Böylece performansta psikolojik açıdan bir güvensizlik ve düşüş olmaya başlar. O zaman takımı kurtaranın değerinin de az olduğu ortaya çıkar. Fatih de der ki, bizim farkımız bu kadar mı azdı. Gökdeniz de bunu diyebilir. O zaman farklı birşey ortaya çıkabilir.
"TÜRKİYE'DE ŞU ANDA FENERBAHÇE DÜZEYİNDE BİR KULÜP YOK" UD : Türkiye'deki en düzenli kulüp sizce hangisi? MAY : Fenerbahçe'nin iyi organize edildiği görünüyor. Yönetiminin birbiriyle ufak tefek arızalar dışında uyumlu olduğu görülüyor. Futbolun bütün birimlerinde federasyonla olsun, diğer bölümlerde olsun ektin olduğu görülüyor. Tesisleşmede, oyuncu bazında daha iyi görünüyor. Ona yakın kulüp yok Türkiye'de şu anda. Beşiktaş ve Trabzonspor kayıp bu sene. Galatasaray ise çok zor ayakta duruyor. Borcunun ezikliğini yaşıyor devamlı. Ergun Gürsoy'un beyanına göre de camia alındı herhalde biraz Fenerbahçe bize stres yapıyor dedi. Anadolu kulüpleri bu sene ya hepsi iddialı ya hiçbiri değil. Geçen seneler başka. Ama bu sene bakıyorsun biraz daha iyi gibi iki Kayseri kulübü. Sivas bayağı patlamada. Yine de çok iyi görünmüyorlar. 10 maçta 26'şar puanla 12 puan ortalamasına yığılmış hepsi. 2 ya da 3'ü sıyrılabilmiş. Aşağısı hep yan yana gelmiş. Denizlispor hariç. Bundan sonraki gelişmeler ne gösterir bilmiyorum.
"KULÜPLER İÇİN HAVZU GELİRİNİ İCAT ETTİM. MERTLİK BOZULDU HERHALDE" UD : Anadolu kulüplerinin bu sezon başarılı bir grafik çizmesinde havuzdan gelen gelirlerin dağıtım şeklinin etkisi var mı? MAY : Her kulüp havuzu iki çift planlı tutmalı. Önce kendisine lazım olan vitaminleri ve ilaçları sağlığı için almalı. Ondan sonda havuzdan gelen takviyeleri kullanmalı. Çünkü kulüplerde geçmişte havuz geliri yoktu. Bunu ben icat ettim, mertlik bozuldu herhalde. Ama bu herkes için bir gelir olduğuna göre, büyük kulüpler için biraz farklı olduğuna göre... Dana önceden sıfırdan başlıyorduk, şimdi ise o noktadan itibaren sıfır başlıyor. Her kulüp kendi planın bütçesini buna göre yapar. Ligde kendi çizmiş olduğu hedefleri yakalamak için tedbirleri alır. Kadrosunu, teknik heyetin, menajerini belirler. Gider ona göre olmalıdır. Bizde bu hesaplar UEFA kriterlerine uymadan yapıldığı için, zaman zaman UEFA'nın caydırıcı bir güç olduğunu göstererek bir takım şeyler yapılmaya çalışılıyor. Ama orada da pek bir denetim ve istikrar sağlanamamıştır.
"GURBETÇİ AİLELERİN ÇOCUKLARININ TAKVİYESİ İLE MİLLİ TAKIM YAPIYORUZ. KENDİ İÇ BÜNYEMİZDEN BİR 11 TAM ÇIKARAMIYORUZ. YABANCI STATÜSÜNÜN YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLMESİ GEREKİYOR" UD : Türkiye, 2006 Dünya Kupası'nda adını finallere yazdırır mı? MAY : Türkiye'nin finallere tabii ki gitmesini isterim. Milli Takım olayında da, Federasyon'un tutumunda bir çarpıklık olduğu için, giden hocanın gitme sebebi, gelen hocanın geliş sebebi pek netlik kazanmamıştır. Kimin gelip gittiği tartışılmaz, o ayrı bir konu, ama Türk futbolunu özerk yapmak isteyişimdeki kasıt, yabancı rakip kalenin önünde gol arayan bir milli takımımız olsun isteğinden kaynaklanıyor. Geçmişte bunun ezikliğini ben çok yaşadım. Çünkü çay kahve ısmarlayamazdık. Sporu seven müteşebbis arkadaşlarımızdan milli takıma sponsorluklar alırdım. Saat hediye edilirdi, vesaire. Şimdi Federasyon zengin, milli takım zengin, istediğini yapabiliyor, kulüplere para geliyor. Tek handikabımız uygulanan yabancı statüsüdür. Yabancı statüsü çok yanlıştır Türkiye'de. Bazıları kızıyor bana, 'olsun, bırak, ne var' diye. Ama milli takım olmuyor. Şu anda her takım için, 5 tane Türk oyuncumuz var oynayabilen. Takımın yarısı bile değil. Böyle olunca milli takımın çok iyi olmasını beklemek de mümkün değil. Gurbetçi ailelerin çocuklarının takviyesi ile milli takım yapıyoruz. Kendi iç bünyemizden bir 11 tam çıkaramıyoruz. Yabancı statüsünün yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. İnşallah Fatih Terim hırsıyla, inadıyla İsviçre'yi eler. Tek endişem İsviçre'nin hiç yenilmeden 2. olmuş olması. Orada ne yaparız, burada ne yaparız bilmiyorum. Ama inşallah milli takım gününde olur ve gideriz. Oraya gitmiş olma demek orada kupayı alacağımız anlamına mı geliyor onu da bilmiyorum.
|
|