Özkan Sümer ve Samet Aybaba, çok daha kısıtlı imkanlara rağmen Trabzonspor'u yoktan varettiler.
Onların varettiği takım iki yıl üst üste kupayı alıp izleyenlere keyif veriyordu..
Atay Aktuğ ve Şenol Güneş de en zengin imkanlara rağmen varolan bir takımı yokettiler.
Sezon başında 100 milyon dolarlık takım bugünü belki de 30 milyon dolara alıcı bulamazsın.
Trabzonspor'u yıkmak isteyenler isteseler bile bu derece yıkamazlardı. Yönetim, teknik kadro ve futbolcular elele vererek işte bunu becerdiler.
Tribünlerde seyircisi bölünmüş
Sahada futbolcusu uyumuş,
Kulübede hocası şaşırmış
Yöneticisi kendi içerisinde kavgalaşmış bir Trabzonspor ortaya çıktı..
Öyle bir Trabzonspor ki, kalecisinin yediği ilk gol tam bir utanç abidesi.. O golü izlerken ben utandım.
Ama kulübede üç eski Trabzonspor kalecisi acaba hiç mi utanmadılar? Yüzleri kızarmadı mı?
Sezon başından beri bu kalecinin güven vermediğini herkes gördü. Onlar bunu göremedi mi?
Maçın ilk yarısını 1-0 yenik kapayan futbolcular ikinci yarıya beş dakika erken çıktılar.
Demek ki, Şenol hocanın soyunma odasında söyleyecek hiçbir şeyi yoktu.. Veya, futbolcular bir an önce maçı bitirip evlerine dönmenin hesaplarını yaptılar.
Bu maçta yazılabilecek çok fazla bir şey yoktu.. Trabzonspor'un bir tek organize atağı yoktu.
Futbolcular maçın başından sonuna kadar müthiş bir gerginlik içerisinde oynadılar.
Top ayaklarına geldiğinde sanki bir an önce ondan kurtulmaya çalıştılar..
Sezon başından beri kötü oyunla kazanılan maçlardan sonra tedbir alamayanların gerçek yüzü son iki maçta ortaya çıktı..
Trabzonspor bu sezon iflas etmiştir..
Bu iflasın mimarları şimdi istifa edip kendilerini kurtarabilirler.. Ama Trabzonspor'u kim kurtaracak işte orası meçhul..
Yazık oluyor taraftara ve bu kente..