Trabzonspor'un çöküşüyle birlikte Trabzon'da her şey değişime uğruyor. Taraftar portföyü bir alem... Trabzon mağlup oluyor alkışlıyorlar, berabere kalıyor destekliyorlar, galip gelince coşuyorlar. Hal böyle olunca oyuncular da sahada Feshane'deki Ramazan Şenlikleri'ndeki usta oyuncuları aratmıyorlar! Kendileri çalıp kendileri oynuyorlar. Trabzonspor'a teknik analiz yapmaya gerek var mı bilmiyorum! Nereye el atsanız elinizde kalıyor. Haa burada şunu belirteyim; Bu Eller'le Kürşat hangi ülkeye giderse gitsin, hangi takımı çalıştırırsan çalıştır, yan yana oynayan bir ikili olmaları asla mümkün değil. Biri savruk, diğeri kavruk. Bunu Halilhodziç'e hatırlatalım dedik. Neyse Feshane Şenlikleri'nde kalmıştık... Devam edelim. Hacivat ile Karagöz'ü bilmeyen yoktur. Vallahi dünkü maç da Feshane'de oynanan orta oyunu gibiydi. Trabzonspor'un ahı gitmiş vahı kalmış.
Hangisi mevcut?
Bir takım bu kadar düşüş yaşar mı? Aklım almıyor. 6 maçtır galibiyetin yok 5 maçtır da yeniliyorsun. Ondan sonra da "İkinci yarıyı bekleyin" diyorsun. Vallahi biz beklemekten yorulduk, acaba yönetim beklemekten yorulmadı mı? Haftalardır izlediğimiz Trabzonspor'un daha iyi olacağına inanmak şu an biraz hayalcilik olur. Görünen köy klavuz istemez. Bu takımın başına kim gelirse gelsin sonuç değişmez. Futbolcuların güvenini kaybetmesinin yanında kişisel beceri ve yetenekleri de bu kadar... Bir metrelik kumaştan, bir takım elbise çıkarabilir misiniz? Elbette ki hayır. Bir gerçeğin daha altını çizmekte yarar görüyorum... Hep şunu savunmuşumdur; Şampiyonluğu kovalamak istiyorsan kasada, masada, sahada güçlü olacaksın. Soruyorum size; şu an bunların hangisi Trabzon'da mevcut?