Sanırım tanışmıyorlardır bile. Ergun Gürsoy Hürriyet’te İstanbul’dan, Prof. Azmi Yetim de Güne Bakış’ta Ankara’dan, birbirini mükemmel düzeyde tamamlayan birer yazıya imza attılar.
Diyor ki Azmi Yetim özetle; “Spor yöneticisi, başında bulunduğu spor örgüt ya da organizasyonunu, belirlenmiş amaçlar doğrultusunda en az zaman, emek, para harcayarak, en rasyonel bir biçimde hedefe ulaştıran kişidir. Kulüpler bazında spor yönetimini ele alacak olursak; kulübün başında bulunan başkan ve yönetimi, kulübün kendi imkan ve kaynaklarını en ekonomik biçimde kullanarak onu hedeflerine ulaştırmakla mükelleftir.”
Bu yazıdan habersiz Ergun Gürsoy’un değerlendirmesiyse hayli ilginç: “Pek çok kişi, ‘şan- şöhret’ için talip olduğu kulüp yöneticiliğine seçiliyor. Ancak kendi işlerinde gösterdiği başarıyı, kulüp yöneticiliğinde gösteremiyor. İşinin yönetiminde yanlış yapan, bedelini şahsen ödüyor. Ama kulüp yönetimindeki hataların yüklü faturaları, kulübe kesiliyor.”
“Programım, ekibim hazır” diyerek ve ütopik vaatlere dayalı oy patlamasıyla Trabzonspor yönetimini devraldıktan sonra geçen kısa sürede, programının da, ekibinin de olmadığı gerçeği ortaya çıkan Nuri Albayrak, maalesef Prof. Dr. Yetim’in değil, Gürsoy’un tanımlamasına uygun bir profil çiziyor. Açın bakın Aralık 2005’in ilk yarısında yayınlanan gazeteleri, RTÜK’ten özellikle yerel televizyonlardaki haber ve spor programlarının kasetlerini isteyip izleyin, göreceksiniz ki vaatlerin hiç biri gerçekleşmedi. Devraldıkları sözüm ona “enkazı” beter hale getirdiler. 8 ayda aldıkları sattıkları futbolcu sayısıyla Süper Lig’de 2 takım daha oluşturulurdu diyor bu işin teknik uzmanları. Azmi Hoca’nın kulakları çınlasın, Süper Lig’de Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ı bir kenara bırakın, kalan 14 kulübün transfer giderinin toplamından daha fazla para çar çur edildi. Menajerler böyle bir pazar buldukları için vergi rekortmeni olacaklar nerdeyse.
Fatura kime? Ergun Gürsoy’un dediği gibi kulübe tabi ki.
Para işi böyle, ya zaman! Adamcağızı 50 gündür Brezilya’da seyyah edip gezdirdiler, işini, gücünü, çoluğunu, çocuğunu bıraktı sırf amatör ligde top oynadı diye. Hay oynamaz olaydı! Bari o kadar günün hatırına bir futbolcu getirtselerdi ya o da mahçup olmasaydı.
Bir TS Clup rezaleti yaşıyor Trabzonspor şu günlerde. TS Clup bilindiği gibi, Fenerium, BJK ve Galatasaray Store gibi, kulübe uzun vadede gelir getirmek amacıyla kurulmuş bir oluşum. Bu yönetim, TS Clup’ı kuruluş amacında olduğu gibi bir mağazacılık sistemi olarak değil de, forma yapıp satan ve pek karlı olmayan bir iş gibi görmüş belli ki. Pasifize etmişler. Üretim sıfır. Ama kurum duruyor. Sadece İstanbul’da 19 kişi çalışıyor, bunların maaşları, vergileri ve kiralarla birlikte aylık gider 80 milyara yaklaşıyor. Beri taraftan Puma ile Mayıs ayında anlaşma yapılıyor. Dolayısıyla formalar ve ürünler, satışın ve gurbetçilerin en yoğun olduğu Temmuz ve Ağustos aylarında TS Club’lara yetişmiyor, mağazalar yok satıyor. Buradan zarar Puma’dan alınan 400 milyarı aşıyor. Madem TS Clup’ı pasifize edip, Ticari Ürünler AŞ’nin genel müdürünü bile Albayraklar şirketinden bir personelin emrine sokacaktın, 6 ay önceden Puma ile anlaşma yapsana. Kulübü neden zarara uğratıyorsun?
Ergun Gürsoy’un dediği gibi Nuri Albayrak ve ekibindekilerin hepsi başarılı birer işadamı. Kendi işlerinde ayda bırak 80’i bir milyar lira zarar eden bir iştirakı bir saat bile tutarlar mı? Ama Ergun Gürsoy söyledi: Burada zararı kulüp ödüyor.
Ah Azmi Hocam ah! Kafile başkanlığı, gazetelerde boy boy fotoğraflar demeçler, transferdeki imza törenleri için kuyruğa girmeler. Yöneticilik kolay iş değil gerçekten! Pardon kolaymış be, zararı nasılsa sen ödemiyorsun.
Dün böyleydi, bugün de. Yarın da öyle olacak ne yazık ki!