Türkiye’yi Avrupa Kupaları’nda temsil eden takımlar arasındaki başarı sıralamasında en üst sıradayken, kurum içi debelenmelerin doğal sonucu bu özelliğini Galatasaray’a kaptıran Trabzonspor, son yıllarda yeniden atağa geçtiği bu alandaki fırsatları yazık ki olumlu kullanamadı.
Yakın geçmişe baktığımızda Villareal ile başlayan ikinci dönem Avrupa serüveninde bu takıma karşı UEFA’da kaybedilen tur şansı, sonraki karşılaşmalar için de bir özgüven kaybına neden oldu. Şampiyonlar Ligi’nde Ziya Doğan’lı Skonto Riga maçları ne kadar keyif verdiyse, deplasmanda kazanılmasına karşın Avni Aker’de turun Dinamo Kiev’e hediye edilmesi o kadar acıydı. Trabzon’da 3 farklı galibiyetin yakalandığı dönemdeki rehavetle yenilen iki golle UEFA’da grup şansının Athletic Bilbao’ya verilmesi deÖ Son olarak da bir teknik heyet ve bir başkanla yönetimin başını yiyen Anarthosis faciası. Bütün bunlar güç olarak sıradan bir 2. Lig A Kategorisi takımı konumundaki Apaol’e bile zorlukla üstünlük sağlanmasına neden oldu.
Gelinen noktada geçen sezonki performansından çok uzak, yeni sezona kötü başlangıç yapan Osasuna’ya karşı UEFA’da gruplara katılma şansının kullanılıp kullanılamaması yine Ziya Doğan döneminde test edilecek. Lazaroni’yle Beşiktaş’a karşı fark yenileceği kuşkusu taşınsa da Doğan ile ibrenin tersine dönmesi bu maça yönelik beklentileri artırdı. Eksikleri herkesçe bilinen kadrodan en iyi onbiri çıkarıp, maç içinde doğru zamanda doğru müdahalelerle arzulanan sonucun alınmasında bir teknik direktör rolünün ne kadar önemli olduğunu kanıtlayan Doğan ile UEFA Kupası’nda gruplara katılma şansı nasıl kullanılacak, bunun ilk ayağını bu akşam göreceğiz.
Ziya Doğan bu maça sakat olan Hasan-Musa değişikliği dışında Beşiktaş karşısında başarılı olan kadroyla çıkar. Lazaroni gibi maceracı bir teknik adam değil çünkü. Gökdeniz’in performansı bu maçın da belirleyici unsuru olur. Marcelinho’nun artık gerçek kimliğine bürünüp beklenen performansını sergilemesi gereken döneme girildi. Her an bir patlama yapabilir.
Moral motivasyonun en üst düzeyde olan bir döneme rastlayan bu maç için tek dezavantaj, seyircisiz oynama cezasının dün öğlen saatlerinde UEFA Tahkim Kurulu’nca onanması. Gönül isterdi ki ceza, seyircinin de havaya girdiği bu döneme rastlamasaydı. Ama gerçek bu.
Bardağın dolu tarafını görmek istersek şunu söyleyebiliriz: Denizli maçı sonrası yaşananlar futbolcular üzerinde bir baskı yaratabilirdi. Coşku olmasa da en azından şimdi böyle bir baskı olamayacak.