Trabzonspor, Türkiye'de en çok taraftara sahip olan takımdı düne kadar.
Birinci tuttuğu takım olmasa bile Türkiye'de hemen herkesin kalbinin bir köşesinde yerini almıştı Trabzonspor.
Bırakın Anadolu insanını, Fenerli,Beşiktaşlı,Galatasaraylılar’ın bile ikinci takımıydı Trabzonspor. 70 Milyonun yüzde 90 ının sempatisini kazanmayı başarmıştı.
Arada bazı çatlak sesler çıkıp, bazı kulüp başkanları basit demeçler verse bile tüm Anadolu kulüplerinin hamisi ve ağabeyiydi Trabzonspor.
Yine onların "şampiyonluk" telaffuz edebilmelerinde tek örnek ve etkendi düne kadar Trabzonspor!
Trabzonspor'u Türkiye'de hemen hemen her deplasmanda izlemiş biri olarak, halkın ve tribündeki taraftarın bu takıma gerçek bir sempatiyle baktığını çok iyi biliyorum.
20 Yıldır ulaşılamayan şampiyonluğa rağmen Trabzon dışında Trabzonspor'a duyulan sempati, sevgi ve saygıda dikkat çekecek bir azalma, bir erozyon olmamıştı düne kadar.
Çünkü lig şampiyonu olamasa bile, Avrupa'da başarılı olmuş, liglere renk katmış, diğer kupaları kazanmıştı.
Hepsinden önemlisi inatçılığını, gerektiğinde başkaldırıcı özelliğini, zor durumlarda ve oluşan tehlikelere karşı tüm camianın birleşebilme yeteneğini, çok daha önemlisi mütevazılığını kaybetmemişti Trabzonspor!...
***
Tarihinde üç beş kez, stadyumlardaki üç - beş aşırı fanatik dışında kimseler tarafından aşağılanmamıştı Trabzonspor!..
Taa ki düne kadar!...
Çünkü düne kadar Avrupa'da başarılı olacağına en çok inanılan Türk takımı O değil miydi?
Şampiyonlar Ligi’ne kalınması halinde Fenerbahçe'den daha fazla puan alabilecek, daha başarılı olabilecek takım olarak gösterilmiyor muydu?
İki yıldır, taraflısı tarafsızı, yazarı yorumcusu, hatta belki de federasyonu, hakemi Trabzonspor'un ilk ikiye girmesinden mutluluk duymadı mı?
Ama O ne yaptı?
İki hakkında da sıfır çekti!...
Soruyorum; artık Trabzonspor’un ikinci bile olmaya hakkı var mı?
Ya da senin ikinci olmanı kim ister?..
Kim destekler?...
Hepsinden önemlisi, pazar günü Konya seyircisinin yaptığı ve yarınlarda diğer stadlara yayılacak olan, ''Türkiye sizinle rezil oluyor'' tezahüratı nasıl ve kimler tarafından hazmedilebilir?
Bu aşağılayıcı tezahüratın sorumluları gün gibi ortadadır!...
Bu tezahüratın oluşmasından yönetim kurulu, teknik heyet ve futbolculardan başkaları sorumlu tutulabilir mi?
Konya’daki bu sloganı dinlememize sebep olanlar göreve devam etmek ve bu büyük prestij kaybını telafi etmek zorundadırlar.
Bu da kırgınlıkla, dargınlıkla, kaprisle, kıskançlıkla, korkuyla olmaz!...
Ancak; yönetim kurulu üyeleri kırgın ve dargın olmazsa, futbolcu-futbolcu, teknik heyet-futbolcu ilişkilerinde kapris yoksa, alınan verilen paralarda kıskançlık söz konusu değilse, sahada ya da masada alınacak kararların arkasında korku taşınmazsa başarı gelir ve Trabzonspor prestijini tekrar geri kazanabilir.
Bunun için de; yönetim, teknik heyet ve futbolcu kadrosunun hem içlerinde hem de diğer birimler arasında birbirini sevip sayması, önce birey olarak kendine sonra ekip olarak arkadaşlarına inanması, güvenmesi şarttır.
***
Elenilen takımın bir Rum takımı olması, (Bu arada, umarım Yönetim Kurulumuz Atina’da düşen uçakla ilgili Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ne taziye mesajı yollamıştır) olayın ayrı bir bölümüdür.
Sevgili Şenol Hocam Konya maçından sonra, ''Futbolcularımda Anorthosis maçının moral bozukluğu devam ediyor''ifadesini kullandı!...
Oysa Anorthosis maçlarının moral bozukluğu taraftarda devam etmektedir, uzun süre de edecektir.
Futbolculara gelince, onlar sahada, masadakinin yarısı kadar profesyonel bile olsalar bu maçın moral bozukluğunu kafalarından çoktan atmışlardı.
Ayrıca Kayserispor ve Konyaspor maçlarında kötü olanlar Anorthosis karşılaşmalarında sanki iyi miydi de elenince moralleri bozuldu kötü oynamaya başladılar?...
Kötü olanlar zaten 4 maçtır kötü.
Çocuklardaki moral bozukluğunu sadece Avrupa'ya vedada aramak yanlış olur.
''Ben yeni transferleri tanımıyorum'', ''Bakalım Jun aldığı paranın karşılığını verecek mi?'', ''Yattara'yı kovabiliriz''ifadeleri futbolculara ne kadar motivasyon sağlayabilir acaba?
***
Bir başka iddiam da şudur ki; Jefferson da,Eller de,Jun da üç mükemmel transferdir.
Tolga’nın gidişi de asla kayıp değildir.
Trabzonspor bir kişinin gidişiyle bocalayacak kadar küçük bir kulüp değildir.
Hele de Türkiye Gol Kralı’nın yanına transfer edilen Çek Gol Kralı en az Appiah, Ailton kadar önemli ve başarılı bir transferdir!...
Maliyetiyle kıyaslanmazlar ve şans bulurlarsa çok başarılı olacaklardır.
Kaldı ki, yüksek maliyetli olup da iki yıldır Trabzonspor'a aldıkları oranda veremeyen veya hic forma giymeyen futbolcular da biliyoruz.
Trabzonspor her şeye rağmen büyüktür!...
20 Ağustos’taki Ankaragücü ve 28 Ağustos’taki Malatyaspor maçları da Lig TV naklen yayın programında.
Bu sezon en az 30 maç televizyondan verilecek!...
Yıllardır özlediğimiz de bu değil miydi?
Havuzdaki payı da artırmak için her puanın yaklaşık 80 milyar lira olduğunu unutmadan ve herkes kendi işini yaptığı sürece Trabzonspor'un eski günlerine dönmesi hiç de zor değildir!...