Kusura bakmayın yazımı biraz geciktirdim. Pazar günü koştuğum maraton için hazırlanma idmanları sebebi ile bu hafta sonu sadece maçı seğredebildim. Seğrettikten sonrada boşa giden vaktime acıdım. Maratonu başarı ile bitirdik. Kolay olmadı ama sonuçta uzun bir koşuyu bitirmek insanı rahatlatıyor. Koşu sırasında da bol bol düşündüm Trabzonspor hakkında. Bu ne dengesiz futbol bu ne hırssızlık. Anlayana aşk olsun. Yedeğim diye ağlayanlar ellerine fırsat geçince hemen havalara giriyorlar. Iyi futbolcu olmakla yada kadronda iyi futbolcu olması ile maç kazanılmıyor. Bunu avrupa maçlarında hep görüyorduk. Allah’a şükür artık ligimizde de kötü futbolla kazanmak gerçekten güçleşti.
Gelelim oyuna. Öncelikle teknik direktörden başlıyalım. Iki oyuncun çeşitli sebeplerle takımdan ayrılmış, senin yapacağın elindeki diğer değerli oyuncuları motive etmek. Bu sefer sayın Şenol Güneş sınıfta kaldı bu konuda. Hiç bir futbolcu (yada sporcu) basın yolu ile motive edilemez. O ancak Milan gibi takımlarda olur belki. Eksiklerin yerine konulan oyuncularda ne bir istek vardı ne de bir kendini gösterme çabası. Pes doğrusu. Motivasyonu elin Alman’ı verebiliyorda bizim öz be öz Türk teknik adamımız veremiyor. He zaman dedik. Iyi oynayın yürekli oynayın bize yeter. Her zaman kazanmanız şart değil. Ama nerede geçen sezonun futbolunu mumla arıyoruz.
Oyuncu seçimileri ve oyuna geç müdahele edilmesi sebebi ile Trabzonspor orta sahası yol geçen hanından beterdi. Bir hafta önce 60 top kaybı yapan takım bu hafta ne kadar yaptı acaba. Genel istatistiklere bakılırsa Trabzonspor baskın oynayan takımdı ama saldırıların hemen hiç birisi planlı değildi. Ortasahada yeni şans bulan oyuncular kime nasıl pas vereceklerini bilmiyorlardı. Bu problem daha öncede vardı ama bu hafta çok sırıttı. Hücum kurgusunda tek bir doğrusu vardı Şenol hocanın: bu sefer Jun’u geldiği takımdaki yerinde oynattı. Yahu madem öyle yapacaktın niye bekledin bu kadar. Ne işe yarar geç kalındıktan sonra.
Defans bloğuna gelince Eller’i çok eleştirenler herhalde artık bu adama dua eder hale gelecekler. Onun ileri çıktığı anlarda diğer üç oyuncu onun yerini dolduramadı. Bu kadar da olmaz yani. Artık bundan sonra Eller ortasaha çizgisini geçmemeli. Bırakın Kürşat gitsin gol aramaya. Jeferson ne yapsın, defans Sivas’ın neredeyse her gelişinde şut çektirdi. Yahu bu defans bir maç önce mükemmel oynamadı mı? Yoksa bir haftada havalaramı girdiler.
Takımdaki en son ve en önemli sorun ise Tembellik. Niye diyeceksiniz. Takım çok erken form tuttu ve bir sürü olay atlattı. Bu sırada hem Şenol hocanın hemde futbolcuların kafaları çok karıştı. Şimdi doğru düzgün çalışmadan mucize bekliyorlar. Olmaz... Mucizeler tembel adamlara rastlamaz. Şans bile tembele değil çalışkana güler. Herşeye rağmen takım toparlanacaktır. Esas mesele ne zaman ve ne kadar zarar ile toparlanacağı. Şimdiye kadar transfer hariç başarılı işler yapan yönetim inşaallah bu sorunuda en kısa zamanda çözer. Bir çift lafımda taraftara. Takımını yanlız bırakan taraftarın takımını eleştirmeye ve sorun çıkarmaya hakkı yok. Ya adam gibi destek verin ya da köstek olmayın. Eğer kalbinizde Trabzonspor aşkı var ise onu en iyi şekilde gösterin. Unutmayınki gösterilmeyen sevgiler zamanın acımasız dalgaları altında erimeye mahkumdur.
Bu kadar Trabzonspor’dan sonra birazda Sivasspor’dan bahsedelim. Ligin çiçeği burnunda takımı gerçekten disiplinli ve iyi çalışıyor. Maçtan sonraki ter idmanıda bunu gösteriyordu zaten. Yerinde transferler ve iyi bir teknik adam ile ligde güzel yerlere geleceklerdir. Hem büyük takımlar hemde diğer takımlar için Sivas korkulu bir deplasman olacaktır. Helal olsun yiğidolar. Inşallah bu şekilde devam eder ve emeğinizin karşılığını alırsınız.
Tebrikler Sivasspor.
Sevgiyle kalın.