Olimpiyat Stadı’nda bizi bardaktan boşalır gibi yağan yağmur karşıladı. Ağırlaşan zeminde hem ayakta kalmak, hem de topun kontrolünü sağlamanın zorluğu ilk dakikalarda kendini gösterdi. Bu atmosferde ya havadan oynayıp direk kaleye gideceksin, ya da uzaktan şutlarla şansını deneyeceksin.
Sivasspor’un ilk 5 haftada defansından stayişle bahsetmeyen yok. Kalla-Sergio ikilisi göbekte emniyet sübabı gibi. Havadan ve yerden iyi oynuyorlar. “Topu kenara taşıyıp, rakibi hataya zorlayayım” desen Murat’la Hakkı kademeye girip, tehlikeyi başlamadan önlüyor. Bu bilinen gerçeğe Şenol Güneş taktik ve oyuncu seçimindeki yanlışlıklarıyla prim sağladı. Şut atma özelliği olan Adem, rakip savunmayı bunaltan baskısı ve hava hakimiyeti olan Mehmet Yılmaz kenarda. Pes vallahi!..
Hücumda çoğalamayan Trabzonspor’da Fatih, tek başına, Kalla ve Sergio ikilisiyle boğuşuyor ama nafile. Solda Hakkı-Hayrettin, sağda da Murat-İbrahim ikilisi, varlığı ile yokluğu belli olmayan Jun ve Yattara’ya krampon vidalarını gösterince Trabzonspor’un işi şansa kaldı. Szymkowiak bu takımda çok önemli isim. Onun yokluğunda orta alanda topa basacak, oyuna yön verecek yeterlilikte birisi olmadığı için Trabzonspor bırakın pozisyon üretmeyi, rakibin üstüne gitmekte zorlandı.
Balili’nin attığı gol tam anlamıyla komediydi. Adam 75 metre topu taşıdı, golü attı, Trabzonspor’da “tık” yok. Golden sonra disiplinli ve sert savunmasıyla müthiş direnen Sivasspor karşısında, “Nasıl olursa olsun gol olsun” anlayışında, mücadele gücünden yoksun, amaçsızca saldıran Trabzonspor izledik.
Sonuç olarak: Şenol Güneş’in oyuncu seçimindeki yanlışlığının kurbanı olan Trabzonspor’da tılsım bozulmuş!.. Sivasspor mu?.. Tek kelimeyle alkışlar.