Bir Trabzon klasiği
Kategori : Ali Öztürk
İki dost arasındaki ilişkiden ve ibret alınması için bahsedeceğiz. Zira ibretlik bu serüvenin aslında birçok örneği olduğunu ve utandıran boyuta vardığını iddia edeceğiz. Sözü, "Trabzonspor'u kendi gururumuzun üzerine çıkaramadığımız ve hırsımıza kurban etmeye kıyamadığımız zaman ancak başarılı olabiliriz" demeye getireceğiz. Şimdi ibretlik hikayemize geçeceğiz.
Trabzonspor Başkan adaylarından Sayın İskender Önal, Trabzonspor Başkan adaylığı için yola çıktığı 2003 yılı kongresinde en ağır darbeyi en yakın dostlarından biri olan Sayın Hayrettin Hacısalihoğlu'ndan almıştı. Futbol birikimine, ortak akılla hareket etme yeteneğine güvenilen Hacısalihoğlu o kongrede uzun süre kendisini odak haline getirmiş sonra baskılarla İskender Bey'in listesine dahil olmuştu. Kendini düşünme olgusu önplana çıkınca 24 saat sonra listeyi terketmiş ve İskender Önal'ı adeta liste yapamayan adam durumuna düşürmüştü. Önal'ın seçim kaybının önemli nedenlerinden biri Hacısalihoğlu'nun o dönemdeki tutumuydu.
Hayrettin Bey, 2,5 yıl sonra sıranın kendisine geldiğine inanarak bu dönem adaylığa hazırlandı... Bize göre başarılı bir sürece imza atabilirdi. Ancak Trabzon'daki dedikodu çarkları ve derin Trabzonspor olgusu Hayrettin Hacısalihoğlu'nu engelledi. Özellikle İskender Önal'ın o dönemde netleşmeyen tavrı da bu süreci tetikledi. Önal'la görüşerek adaylığını devam ettiren Hacısalihoğlu, Önal lehine imza toplayan ekibin eylemiyle kendini tasfiye edilmiş olarak algıladı. Hayrettin Bey'e yanlış yapıldı. Yanlışı Sayın Önal asla bilerek yapmadı. Ancak Önal’ın kasıtlı olmayan tavrı etkili oldu. Tıpkı bir dönem önce Hayrettin Bey'in kasıtlı olmayan tavrı gibi.
Ne yazık ki esas serüven bundan sonra başladı. Hayrettin Bey kılıçları kuşanarak Önal'ın karşısına çıktı. Önal'la ilgili daha önce; "Biz aynı tavanın balıklarıyız. Bölüp parçalamayalım" yaklaşımını sergileyen Hacısalihoğlu kendisi adaylıktan çekilince Trabzonspor için en iyiyi bulma gayesi bir anda bireysel intikama büründü. Çok iyi bir yönetici olan ve görüşleriyle her zaman yakın çevresine ışık tutan, Hacısalihoğlu, kendine tavsiyelerde bulunamadı. Geri dönülmeyecek, belki yüzyüze gelinmeyecek derecede bir intikam sürecine kayarak Özkan Sümer'i adaylığa ve ağır bir sorumluluğa attı.Hayrettin Hacısalihoğlu yakın çevresinde sorunu olan taraflara hep şu iki tavsiyede bulunurdu:
'Trabzon küçük ve yarın yüzyüze gelme zorunda kalabilirsiniz. Akli selim davranın'
'Öfkeyle kalkan zararla oturur. Öfkenizi kontrol ediniz veya bir süreliğine şehirden ayrılınız'
İskender Önal'a karşı yürüttüğü kampanya Hayrettin Bey'in tavsiyeleriyle örtüşmüyor. Yukarıdaki tavsiyelerini kendisine hatırlatmayı bir görev biliyoruz. Böylesi yaklaşmalarla daha çok yıprandığını bilmesini istiyoruz. Toplum kendisini 'Mağdur edilen isim' olarak bilseydi daha iyi olacaktı diye düşünüyoruz.
Mesele Trabzonspor ise ve temel hassasiyetimizi Trabzonspor belirleyecekse bu yaklaşımları sorgulamalıyız.
Kendi kendimize "Bu davranış Trabzonspor'a fayda mı getirir, yoksa zarar mı?" sorusunu sormalıyız. Kent adına önemli bir değer olan İskender Önal’a kıyarken aslında Trabzonspor’a haksızlık yaptığımızı anlamalıyız.
Trabzonspor üzerinden hesaplaşarak varolmamalıyız.