"İki Boyutlu Trabzon Olayları..." -2-
Kategori : Ali Öztürk
"İki Boyutlu Trabzon Olayları..." başlıklı ilk yazımızda Trabzon'da yaşadığımız ve başkalarının yaptıklarıyla utandığımız olayları iç ve dış etkenlere dayalı olarak ikiye ayırmış, iç etkenlerden kaynaklanan bölümün analizini yapmıştık.
Kentteki asayiş sorununa yönelik bu gelişmelere İçişleri Bakanlığı düzeyinde müdahale edildiğini ve çözüm beklediğimizi ifade ederek, dış merkezli olduğuna inandığımız ikinci boyuta geçiyoruz.
Bu olayları; "a) TAYAD olayları b) Maçka kırsalına kadar inen PKK eylemleri c) Rize Belediyesi'ne ve Trabzon MHP'ye bomba atılması d) Rahip Santaro'nun öldürülmesi" şeklinde özetliyoruz.
Bütün bu soruların esasını hiç şüphesiz "Neden Trabzon" sorusu oluşturmaktadır. Trabzon bir yandan Orta Asya ve Kafkaslar'a uzanan bir çizginin başlangıç noktası ve Güney Kafkasya Güvenlik Paktı'nın buluşma merkezi gibi duruyor. Öbür yandan İran'a ve Ermenistan'a açılan en ciddi kapı olarak kavşak noktasını tutuyor. Trabzon böyle bir konumda ve tarihte yüklendiği misyonuyla yeniden yazılacak tarihlere göz kırpıyor. Kent insanı tarihte olduğu gibi yalnız kendi bölgesinden göç alan ve homojen yapısını koruyan önemli bir durum arzediyor. Trabzon'da hareketler iç çatışmalardan uzak yek vücut bir durum arzediyor. İşte bu gerçekler bu bölgede amaca giden yolda Trabzon'u işaret ediyor. Meselenin özü Trabzon bir kesim tarafından sorunlu bir bölge kenti, diğer bir kesim tarafından da homojen yapı arzeden vatanperverlerin kalesi gibi algılanmaktadır.
Pontus tehditi iddiasına karşı Trabzon’da yürütülen kampanya tehtidin varlığından çok Trabzon üzerinden mesaj verme anlamı taşıyor. "Trabzon üzerinde Pontus ya da Ermeni hayali yok" demiyoruz. "Trabzon’da rum ve Ermeni mi var? Kiminle varolacaklar? " sorusunu da yöneltmiyoruz. "Filistin’den toprak istendiğinde bölgede yerleşik Yahudi de yoktu. Sonra birgün doldu ve vatan oldu!" yaklaşımlarına da saygı duyuyoruz. Bizim söylemek istediğimiz Pontus duyarlığı ile yaratılmak istenen toplumsal refleksle alakalı... Bu refleksin farklı amaçlar için kullanılması endişesi.. Toplumdaki refleksin bir paranoya haline dönüştürülüp, zinde tutulması!..
TAYAD olaylarının Pontus hayalciliği ile ilgisi olduğuna inanmıyoruz. PKK’nın Maçka kırsalına kadar inmesini ya da MHP’ye bomba konulmasını da Pontusçu bir organizasyonla alakalı bulmuyoruz. Lakin kent insanının milli duygularının kullanılmak suretiyle yakıp yıkan ve Diyarbakır gibi bazı kentlerin alternatifiymiş gibi oluşturulan kaba bir milliyetçi Trabzon kaygısı okuyoruz.
TAYAD olayları da, Suriye uyruklu teröristlerin Trabzon kırsalına kadar gönderilmesi de, MHP’ye bomba konması da Trabzon dışındaki odakların kent üzerinden karşıtlarına mesaj verme operasyonlarıdır. Kimi ulusal çapta, kimi uluslararası boyutta organizasyonlardır. Bunların hiçbiri kent içinde bir iç çatışmayı hedeflemediği gibi olan Trabzon’un geleceğine olmaktadır. Trabzon tarihinin pırıl pırıl sayfalarının lekelenmesine ve derin kültür geleneğinin üstüne katran dükülmesine kadar varmaktadır.
Rahip Santaro’nun öldürülmesi olayını ise henüz bir kategoride ele alamıyoruz. İlk başlangıçta "Küresel Provakasyon" olarak yorumladığımız olayın meydana geliş biçimi ve sonrasını net biçimde değerlendiremiyoruz. Özellikle silahın 16 yaşındaki O.A.’nın evinin silahı olması ve olaydan sonra silahı ortadan kaldıran bir operasyona rastlanmaması hem plansızlığa hem organizasyonsuzluğa işaret ediyor.
Geriye bir tek kafe bağımlısı O.A’nın internet üzerinden yönlendirlebileceği ihtimali kalıyor. O.A’nın psikolojik yapısı da böyle bir ihtimali güçlendiriyor.
Sonuçta ne olursa olsun, Trabzon hem ülke gündeminde hem uluslararası boyutta "Papaz’ın kilisede öldürüldüğü sorunlu bir şehir" olarak dünyanın önüne geliyor. İster bir amaç uğruna, isterse gayesiz işlensin, bu cinayet kentime ve ülkeme zarar verirken birileri istifade ediyor. Sahi Papaz Cinayeti'nden istifade edenler çizdikleri yol haritasıyla Trabzon'u ve ülkeyi bizden çok mu seviyor?..