Trabzon yine hedefte | MUSA ALİOĞLU
Kategori : Konuk Yazarlar
Trabzon’da meydana gelen bazı olaylar ne yazık ki uzaktan farklı algılanıyor. Trabzon halkını gerici, yobaz, ırkçı ve şoven olarak gören kötü bir anlayış her seferinde aynı cümleleri sıralıyor.

Linç psikolojisinin ne demek olduğundan yola çıkarak, bu halkı her önüne geleni linç edecek kadar gözü kara ve vahşi sanıyor.

Kent halkını böyle görmekten keyif alanlar da var.
Örneğin, Yalçın Doğan bir gazetecidir. Ona teslim edilen köşeyi babasının malı gibi kullanarak o da Trabzon halkını böyle göstermeye gayret ediyor. Ederken de bu kente vali olarak atanan Hüseyin Yavuzdemir’i yere vuruyor. Biliyor ki o valinin sesi ona ulaşmaz.

Biliyor ki; o vali tekzip veya açıklama hakkını kullansa hiçbir işe yaramaz. Bu durum elleri arkadan bağlı insana tokat atmakla eş değerdir.

Vali bir devlet memuru. Onun amiri İçişleri Bakanı. Şimdi kalkıp bu adama anladığı dilden cevap verse, fincancı katırlarını ürkütecek. Belki de bağlı olduğu bakan neden cevap verdin diye kızacak. Yani ortada kötü bir durum var.

Ne yazık ki Trabzon halkı haksız ithamlarla karşı karşıyadır. 1 milyon nüfuslu bir ilin huzurunu beş kişi bozuyor ve bu beş kişi bakın bizi öldürüyorlar diye ortalığı ayağa kaldırıyor.
Ortada bir gerçek var ki, bu beş kişi birileri gelip bizi linç etsin diye gayret gösteriyor (Sağduyulu vatandaşların ve hiç sevmedikleri, yıkılsın dedikleri devletin polisinin onları kurtaracağını çok iyi bildikleri de ayrı bir gerçek). Burada oynanan bir oyun var ve devletin bu oyun karşısında yapacağı bir şey yok. Suçlu da olsa bu adamları koruyup, güvenceye alıyorlar. Başka ne yapılabilir ki? Doğrusu budur.

Ama her seferinde bu insanlar ortaya çıkıp bir şeyleri protesto ediyorlar.

Bu eylemi acaba neden başka bir yerlerde yapamıyorlar da gelip Trabzon’da yapıyorlar? Bunu birileri çıkıp anlatırsa seviniriz. Trabzon halkı sabırlı ve hoşgörülüdür. Bu sabır ve hoşgörüyü istismar etmek isteyenlerin oyunu hala devam ediyor. Bu oyunu bozmanın tek yolu, Trabzon halkının daha da sabırlı ve daha da temkinli hareket etmesidir.
Düşünce özgürlüğü ortalığı karıştırmak olmamalı. Bunun her yerde bir sınırı vardır.

Burada da buna sınır konulmalı.

Musa Alioğlu - Karadeniz Gazetesi