"Trabzon Ah Trabzon..."
Kategori : Ali Öztürk
Pazartesi yazılarına hep cumartesi hazırlık yaparız. Kafamıza pazar yazısı takılmasın ve daha rahat olalım diye... Bugünkü yazımızda Erzurum'un kazandığı 2011 Üniversitelerarası Kış Olimpiyatları ile Trabzon'un kazandığı 2011 Uluslararası Gençlik Olimpiyatlarının doğurduğu yankıyı ele alacaktık.
Erzurum'un kazanımı ulusal medyada geniş yer bulurken Trabzon'dan hiç sözedilmemişti. Ne kendi içimizde becerip sevinebildik, ne de ortak ses verebildik. Sadece tartışmayı becerdik. Olimpiyat gibi bir kazanımı kendi içimizdeki siyasi tartışmalarla küllendirdik. Tam da bu özeleştiri yazısının üstüne Hrant Dink'in katilinin Trabzon'dan seçilmiş olduğu gerçeğiyle yüzleştik.
Gerçekten nasıl bir Trabzon'da yaşıyoruz?..
Trabzon hemen hiçbir alanda ortak ses veremeyen, siyasi olguya tüm değerleri feda edebilen bir kent. Trabzonspor'a laf eden başbakan'ı 27 Mart'ta sandıkta cezalandıran da Nuri Albayrak'a karşı çıkmak adına spora siyaset bulaştıran da aynı Trabzon..
Trabzon insanı ülkesine, dinine, bayrağına ve değerlerine bağlılığı tartışılmayacak kadar farklılık arzeder. Ancak bir o kadar da hoşgörülüdür. Yabancıya kucak açar, bağrında yaşatır. Diğer bölge insanlarından tek farkı; "Korkunun üzerine giden, erken parlayan, gelecek hesabı yapmayan, yerine göre pire için yorgan yakan, ama sonradan pişman olan, bir yapıya sahip olmasıdır.
Papaz cinayetinin katili O.A, Hrant Dink'in katili O.S. tipleri yalnız Trabzon'da yaşamıyor. Adana'da da İzmir'de de, Antalya'da da var.Aynı eylemler için oralardan çocuklar aransaydı da bulunabilirdi. Ama Trabzon tercih edildi.Birileri AB karşıtlığının ve hatta Kürt meselesinin karşısında bir Trabzon olgusu icat etti. Trabzon'u bir yandan Brüksel'in karşısına dikmeyi projelendirenler, öbür yandan Diyarbakır'ın alternatifi ilan etti. Sonra da zaman zaman toplum karşısına geçip "AB'nin Yolu Diyarbakır'dan değil, Trabzon'dan geçer" şeklinde bir keyfiyet icad etti.
Suriye nüfusuna kayıtlı Ermeni kökenli PKK teröristi Maçka'da vurulup cenazesi Nusaybin'e gittiğinde "Burası Nusaybin, Trabzon değil" sloganları atılmıştı. Benzer sloganlar Diyarbakır sokaklarından da duyulmuştu. Bize göre çift taraflı çalışılıyordu. Zira bir süre sonra Trabzon Adli Tıp'tan cenaze almaya gelen Kürt kökenli vatandaşlar "Burası Trabzon, Diyarbakır değil" şeklinde sloganik tacizlerle karşılaşıyordu.
Dolayısıyla buradaki temel soru bu gençlerin neden Trabzon'dan çıktığı sorusu değildir.Esas cevap bulunması gereken sorular "Trabzon niçin seçilmiş ve kim seçmiştir?" Trabzon'u Bürüksel'in karşıtlığına bir merkez, Diyarbakır'ın karşısına bir alternatif gibi kim oturtmuştur?.." sualleridir.
Olay Trabzon'un suyundan, toprağından ve havasından değil, Trabzon'u bir anlayışın üssü olarak seçenlerden kaynaklanmaktadır.
TAYAD'lı çocuklar bu şekilde 8-10 yıldır bildiri dağıtıyordu. TAYAD'lı Zeynepler'in bu şehrin çocuğu olduğunu herkes biliyordu. 2005 Nisan ayına kadar hiçbirşey yoktu da 14 Nisan'da TAYAD'lı çocuklar birdenbire nasıl PKK'lı oldu? Nasıl oldu da 'Bayrak yakıldı' yalanı yayıldı ve bu yalana toplum inandırıldı. TV'lere ve cep telefonlarına bu mesajların gidişini kimler organize etti? Benzer provokasyon Erzurum'da olsa, Sakarya'da olsa aynı şeyler yaşanmazmıydı? Evet Trabzon insanı acelecidir. Erken inanır, çabuk güvenir ve harekete erken geçer...
Ama bunları hangi güçler harekete geçiriyor?
Mc Donalds'a bomba atmak hakikaten ABD'ye kızmak mı, yoksa küçücük provamıydı? 16 yaşındaki O.A'nın papazı vurma planı hakikaten bağımsız bir öfke mi, yoksa yönlendirilen organize miydi? Parasız pulsuz, internet kafelerden çıkmayan O.S. Şişli'de Agos Gazetesi'nin merkezini rüyasında mı görmüştü? Gazetenin ismini ve Hrant'ın yazılarını gerçekten okuyor muydu? Hrant'ı ve AB sürecini destekleyen köşe yazarlarını gerçekten takip mi ediyordu? Elbetteki hayır... Böylebir dünyası yoktu. Öyleyse O.S'yi kimler yönlendirdi? Adresi, silahı ve parayı kimer temin etti? Ardından yakalanmasını bilerek ve adeta teslim etme olarak algalanacak biçimde kimler temin etti?
Ah Trabzon ah..
Anadolu'nun Kafkaslar'a ve Doğuya açılan, tarihi ve kültürüyle kıvanç duyan, şehzadelerin bahçelerinde büyüdüğü aziz kent. Seni hür dünya önünde rezil ediyorlar ve biz sana sahip çıkamıyoruz... Üstüne sis perdeleri çekiyorlar ve biz kaldıramıyoruz. Boğulur gibisin biliyoruz ve biz de boğuluyoruz.