Trabzonspor ve Farklı Beklentiler...
Kategori : Ali Öztürk
Yerel bir gazetede efsane spor adamlarımızdan A.Suat Özyazıcı'nın söyleşisini okuduk. Suat Hoca 21 yıldır şampiyonluk özlemiyle yanıp tutuşan ve başarıyı yalnızca şampiyonlukta arayan Trabzonspor taraftarının sabırsız olduğunu belirterek, kendi gerçeğinin altını çiziyor.
"Trabzonspor ilk dört arasında yer alabiliyorsa bana göre başarılıdır." diyor. Dilerseniz Trabzonspor’un hamurkarlarından Ahmet Suat Hoca'nın yaklaşımının özetini birlikte okuyalım... "Anorthosis maçını geride bıraktık. Bakıyorum hala o maç konuşuluyor. Bu maç artık geride kaldı. Dört lig maçı oynadık. 2 galibiyet, 2 beraberlik aldık. Ama yenilmedik. Bizden aşağıda daha az puanı olan çok takım var. İnanıyorum istenilen yere gelinir. Taraftar bu istenilen yer olarak mutlak sampiyonluk diyor. Ama ben ilk dört içinde bir dereceye razıyım. Dört büyük takımdan biriysen ilk dört içinde olmak zorundasın. Onlarla yaptığımız maçlarda bazılarını kaybedersek, bazılarını kazanmak zorundayız. Rakabette üstün olamıyorsan, ezilmemek zorundasın. Bu ekonomiler ile Trabzonspor ilk dört içinde yer alırsa bana göre başarılıdır."
Çocukluk yıllarımızın efsane adamı ve halen derin saygı beslediğimiz futbol üstadıyla Trabzon'daki toplumsal psikoloji konusunda farklı düşünüyoruz. Suat Hoca Rum takımına elenmeyi sadece bir futbol mantalitesi içinde değerlendiriyor. Kendisi doğru düşünse bile, bilmeli ki toplum kendisi gibi düşünmüyor. Nitekim kendisi gibi düşünmeyenlere tatli bir üslupla sitem gönderiyor. "O maç geride kaldı. Bakıyorum hala o maç konuşuluyor. Dört lig maçı oynadık. 2 galibiyet, 2 beraberlik aldık. Ama yenilmedik "Trabzonspor taraftarının yanlış düşündüğü veya sabırsız olduğu eleştirisi doğru bir analiz değil. Doğru olanı spor adamlarının taraftarın düşüncesini kavrayıp anlayışlarını ona göre yenilemeleridir. 'Taraftar, bizden aşağıda olan takımlara bakmıyor. Aksine yukarıdakilere bakıyor.' denerek eleştiri getirilmemelidir. Zira, bu bakış, büyüklükle alakalı bir bakıştır. Bu bakış Trabzon insanı ve taraftarına has bir duruştur. Bu toplum zaten kendinden aşağıdakilere baksaydı, Trabzonspor hiç şampiyon olamazdı. Öyleyse bu kitleleri "Kendinizden aşağıdakilere bakıp halinize şükredin" ölçüsünde değerlendirmemek gerekir. Mesele onların bakış açısını eleştirmek değil, onları anlayıp ona göre yol haritası belirleyip onlarla bütünleşebilmektir. Bugün Trabzonspor'un en büyük handikaplarından birisi de bu gerçekte yatıyor" Eskiler ile yeni nesil aynı düşüncede birleşemiyor!
Trabzonsor'un şampiyonluklarını yaşayan eski asiller kafalarında oluşturdukları Trabzonspor kutsalını kendilerince bir konuma yerleştirdiler. Bu yer ve makam ilk dört arasında olabilmekle yetinmektir. Onlar eski şampiyonluk anılarını yeterli buluyor ve o anılara gölge düşmemesiyle yetiniyorlar. "Yenilsek de ezilmedik", "İyi mücadele ettik", "Bu ekonomiyle iyi bir yer edindik", gibi yaklaşımların genel kabul görmesini istiyorlar. Bunu kabul etmeyen yeni nesili de "Sabırsızlar" olarak değerlendiriyorlar.
Halbuki başarı ve başarısızlık herkesi aynı keyfiyet etrafında buluşturmalı. Trabzonspor'un İstanbul takımlaının ekonomik gücü karşısında sığınabileceği veya arkasına alabileceği yegane gücü taraftarıdır. Bunun için arkasındaki kitlelerin aynı düşünmesi ve birlikte hareket etmesi önemlidir. Başarı kavramında sağlanamayan uzlaşma veya eski- yeni nesil arasındaki anlayış farkı başarıyı engelleyen faktörlerden biridir. Trabzonspor 20 yılı aşkın bir süredir şampiyon olamazken halen dört büyükten biri olarak kabul görüyorsa, bu olgu, oynanan futbol kadar Trabzon insanının farklı konumu ve gücüyle alakalıdır. Kitlelerin kendisi takımını eleştirse bile, dışardan Trabzonspor'a yöneltilen bir aşağılama veya saldırı karşısında koyduğu ortak ve keskin tavırla alakalıdır.
Trabzon'un ülke çapındaki özel önemi ve insanının başarısıyla birbirini sahiplenme duygusu Trabzonspor'un temel dinamiklerini beslemektedir. İşte bu doğal gıda, birlik-bütünlük ve tek yürek biçimine dönmedikçe paralı İstanbul takımları karşısında başarı gelmeyecektir. Önce bunu kavrayacak ve çağdaş anlayışları yakalamış, değil 'Ben', 'Biz' diyecek ve takım kadar arkasındaki kitleye güvenecek yönetimlere ihtiyaç vardır. Özlenen şampiyonluk, eskilerle yenileri aynı potada eritip birleştirecek yönetimlerin" eseri olacaktır.